katolik kilisesinin katı kurallarına rağmen gizli bir protestanı oynuyor gibiyim bu yaşam biçime inadına. afaroz edilip diri diri yakılmak için ağzımdan çıkacak en ufak bir kelime, davranışımda en ufak bir terslik bekleniyor. ve tüm bunlar yüzünden bu kalabalıkta tekil hayatın sahibi zavallı bir kadın olarak kalıyorum.
korkuyorum bazen. sonucunu bilmediğim her şey korkutuyor. içim içimi yiyor bazı zamanlar. çoğu zaman, bana layık görülen bu yaşamın üstesinden gelemeyeceğimi düşünüyorum. bazen böylesine ağır yükü kaldıracak halimin kalmadığı aklıma geliyor. ve hep O'na koşuyorum. kalbim kırık. gücüm yok. al kalbimi. arındır onu, onar onu!
sapasağlam geri versin istiyorum bazen de. ya da hiç bir şey yapmasın. sadece alsın. O'nda kalsın istiyorum. ve en kötü yerinde bırakayım bu yaşamı. 'yaşadığın gibi biter yaşam' derler ya. işte öyle bitsin. gerekirse en kötü yerinde...
ne zaman mutlu olsam, ne zaman biraz neşe görsek; hemen ardından tüm bu mutlulukla doğru orantılı acılarla savaşıyor zavallı kalbim. bu kırıklarını toplayıp yeniden kalp yapmalı puzzle gittikçe zorlaşıyor. her parça yeniden küçük parçalara ayrılıyor. gittikçe zaman alıyor bu oyun. yorulduk biz fazlasıyla. ruhum haddinden fazla yaşlandı, kalbim ise ziyadesiyle zayıf, ziyadesiyle güçsüz.
çok zaman istiyor artık bu tamirat.
ara verebilsek keşke bunalınca biz bu yaşamaya çalışma saçmalığına...
11 Eylül 2009 Cuma
10 Eylül 2009 Perşembe
'İçin Rahat Olsun' Ne Demek?
biyolojik bir acı kimseyi öldürmez değil mi? kimyasında acı olmaya görsün adamın. geçer elbet her şey ama içerdeki geçmiyor maalesef. zamanla öldürüyor insanı. işkenceler içinde... zamanla... kandırsak da herkesi -en başta kendimizi- geçmiyor o acı işte. işlemişse bir kez kimyaya, hiç bir etki etmiyor insana. hele ki birikmişse bazı şeyler içlerde bi yerlerde, somut bir duman olsa tüm bu duygular zehirlemez mi her nefes alışta içine çeken insanları?
'için rahat olsun' ne demek? ben hiç bilmiyorum. çok duydum ama yaşamadım hiç. anlamını idrak edemiyorum hala daha...
özledim blog ben seni. sensiz olmuyor artık. yeniden merhaba :}
'için rahat olsun' ne demek? ben hiç bilmiyorum. çok duydum ama yaşamadım hiç. anlamını idrak edemiyorum hala daha...
özledim blog ben seni. sensiz olmuyor artık. yeniden merhaba :}
4 Eylül 2009 Cuma
3 Eylül 2009 Perşembe
Gönlümüze İşleyen Sesler (v1)
yaşı yaşımdan, yaşadıkları yaşadıklarımdan kat kat büyük bir kadın, tanrıça...
ve bu hayat beni o kadar yordu ki, sesinin derinliklerine sakladım tüm huzuru, beni yeryüzünden gökyüzüne taşı lori, yıldızlarla tanıştır beni...
'sesine tüm anlamlar yüklenmiş bir enstrumanın dili; herdilmiş' aslında bunu öğretiyor loreena mckennitt bizlere :) tüm dünyayı dolaşarak müziğine yerel sesler katıyor-mükemmel karışımlarımların aşçısı da diyebiliriz-ve yaklaşık 22 yıllık kariyerine hala devam ediyor.
"17 şubat 1957 tarihinde Kanada’nın, Manitoba eyaletinde dünyaya gelmiştir. 1981 yılında, hala yaşamakta olduğu, Kanada’nın Ontario eyaletinin Stratford şehrine taşındı. Kanada Stratford Festivali’nde, TheTempest (1982)’ ten, The Merchant Of Venice (2001)’e kadar, bir çok sahne yapımında rol aldı, şarkı söyledi, müzik besteledi."

ilk olarak loreenna mckennitt'e yer vermek istedim. çünkü dinlemediğim zamanlarda ruhumun bu kadar özlediği başka bir isim yok benim için. hatta Allah uzun ömürler versin, çok özlediğim zamanlarda rüyalarıma teşrif eder loriciğim ve uzun uzun olmasa da oturup karşılıklı sohbet ederiz :) tüm duygularımı sanki enstrumanların sesine yüklüyor ve inanılmaz bi rahatlığa kavuştuyor beni. hele ki loricimi canlı izleyebilme şansına nail olabilmişseniz ne mutlu size :) çünkü o sahne performansına, o tatlı gülümsemesine hayran olduğum bu kadın; hem şarkı söyleyip hem dans edip hem enstruman çalabildiğini ve buna rağmen ne sesinde ne de performansında en ufak bir düşüş olmadığını gördüğünüzde eminim ki yaşının 53 olduğunu tahmin edemezsiniz benim gibi :)
Son albümü 'An Ancient Muse'la dünya turuna çıkıp yolu Türkiye topraklarından geçen loreena'nın ülkemizde de pek bir hayran kitlesi olduğunu biz de Bursa'da biletlerin erken bitişinden anlamıştık :)) ayrıca yeni albümü için 'Kâtibim' şarkısının müziğini yeniden düzenleyen loricimin, 'Caravanserai (Kervansaray)' ve 'The Gates of Istanbul (İstanbul'un Kapıları)' şarkılarıyla ve kullandığı türk esntrumanlarıyla (ud, kemane, tef, zilli tef, kanun, klasik kemençe, darbuka[arap enstrumanı aslında bizde daha yaygın sanırım]) türk müzikseverlerin gönlüne hitap ediyor.
Diskografi:
Elemental (1985)
To Drive The Cold Winter Away (1987)
Parallel Dreams (1987)
The Visit (1991)
The Mask And Mirror (1994)
A Winter Garden: Five Songs For The Season (1995)
The Book Of Secrets (1997)
Live In Paris And Toronto (1999)
An Ancient Muse (2006)
Nights from the Alhambra(2007)
A Moveable Musical Feast (2008)
A Midwinter Night’s Dream (2008)
ayrıca web sitesini türkçe de ziyaret edebilirsiniz.
buyrun: http://www.quinlanroad.com/
2 Eylül 2009 Çarşamba
Kapanan Seboistnet Olsun :}

( bu ve bi altındaki yazıyı müziği durdurup, kalanlarında ise müziği açıp okumanızı tavsiye ederim ev sahibesi olarak :} )
seboistnete yer vermezsem olmazdı bence :)
bilindiği gibi seboistnet.com 10 yıllık yayın hayatına 01 eylül 2009 tarihinde son verdi. seboistnetin kapanmasıyla bende de görüldüğü gibi bi kaç insan bloglara yöneldik yine yeni yeniden. kürkçü dükkanı hesabı mı desem, ne desem bilemedim ki? :}
mesela bir alttaki 'şey'. ırrmm 'yazımsı'? yok yok olmadı. 'şiirimsi'? yok yok şiire büyük hakaret olur bu. 'saçmalık'? ı ıh derinlerinde bişeyler var yine de.
'kafiyeli sözcüklerle oluşturulmuş, alt alta cümlelerin sıralanmasıyla oluşmuş şiir görünümlü yazımsı' sanırım gerçek tanım bu olur. işte bu tanımdaki yazılara seboistnette "seboistnet kafiyeyi sevenler derneği"nde rastlayabilirdiniz en çok. hoş oraya daha önce hiç yazmadım orası da ayrı bir durumdur :D:D
neyse efendim demem odur ki; bir kapı kapanııır, yenisi açılır :))
blog şarkımla bitireyim :)
yeahh, yeaah God is great,
yeaah, yeah God is good...
what if God was one of us?..
beni takip etmeye devam edin anacım :**
Biraz da Gülelim Biz Bari :)
ne kadar uğraşsam da çözemedim ben şu hali
bir yanım hep gülse, diğer yanım melankoli
uğraştım durdum bu külfetle ben epeyli
pelesenk oldu dilime "anlayın artık beni ey ahali!"
şansım açık gidiyor bu aralar epey bi
yazıp-çiziyorum, sanırım oldum ben bi talihli
hatmedin siz şimdi bu blogu tecvitli talimli
esasen ben istemiştim bu saçmalık olsun bi rubai
veronica hatun der ki; evde mi kaldık biz şimdi?
ölmeden görecek miyiz o günleri pek çok talipli?
gelsin artık birisi, olsun isterim maarifli
sonunda olacak mıyız biriyle salih'li?
bir yanım hep gülse, diğer yanım melankoli
uğraştım durdum bu külfetle ben epeyli
pelesenk oldu dilime "anlayın artık beni ey ahali!"
şansım açık gidiyor bu aralar epey bi
yazıp-çiziyorum, sanırım oldum ben bi talihli
hatmedin siz şimdi bu blogu tecvitli talimli
esasen ben istemiştim bu saçmalık olsun bi rubai
veronica hatun der ki; evde mi kaldık biz şimdi?
ölmeden görecek miyiz o günleri pek çok talipli?
gelsin artık birisi, olsun isterim maarifli
sonunda olacak mıyız biriyle salih'li?
1 Eylül 2009 Salı
Anlamlandıramadıklarımızdan mısınız?
anlamlandıramadığım onca şey varmış onu farkettim
mesela bize neden bunca misafir geldiğini ya da geldiklerinde neden gitmek bilmediklerini anlamlandıramıyorum.
ne zaman arabanın hangi tarafına oturursam oturayım güneşin beni bulmasını anlamdıramıyorum (bir de o kadar yol hesabı yapıyorum batıya gideceksek öğle vaktinde güneş sağda mıdır, solda mı?)
bi adamın kendi kişisel zevkleri sırasında kazayla oluşturduğu ben'in üzerinde bir spermden fazla hak iddia etmesini anlamlandıramıyorum
şebnem ferahın 2-3 yılda bir albüm çıkarırken, nerden baksan 4,5 senedir albüm çıkaramamasını anlamdıramıyorum.
insanların neden sürekli kadın-erkek ayrımı yaptığını, siyah-beyaz yahut türk-kürt ayrımını anlamlandıramıyorum.
dizinin ya da filmin en heyecanlı yerinde reklama girmesini anlamdıramıyorum
insanların durup dururken tüm sinirini başkasından çıkarmasını anlamdıramıyorum
yaşamın hep güzel şeyleri getireceğine inanıp sürekli bir külfet içinde yaşayıp hala umut etmeyi anlamlandıramıyorum
....
devamı gelicek ;)
mesela bize neden bunca misafir geldiğini ya da geldiklerinde neden gitmek bilmediklerini anlamlandıramıyorum.
ne zaman arabanın hangi tarafına oturursam oturayım güneşin beni bulmasını anlamdıramıyorum (bir de o kadar yol hesabı yapıyorum batıya gideceksek öğle vaktinde güneş sağda mıdır, solda mı?)
bi adamın kendi kişisel zevkleri sırasında kazayla oluşturduğu ben'in üzerinde bir spermden fazla hak iddia etmesini anlamlandıramıyorum
şebnem ferahın 2-3 yılda bir albüm çıkarırken, nerden baksan 4,5 senedir albüm çıkaramamasını anlamdıramıyorum.
insanların neden sürekli kadın-erkek ayrımı yaptığını, siyah-beyaz yahut türk-kürt ayrımını anlamlandıramıyorum.
dizinin ya da filmin en heyecanlı yerinde reklama girmesini anlamdıramıyorum
insanların durup dururken tüm sinirini başkasından çıkarmasını anlamdıramıyorum
yaşamın hep güzel şeyleri getireceğine inanıp sürekli bir külfet içinde yaşayıp hala umut etmeyi anlamlandıramıyorum
....
devamı gelicek ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


